Fransa'daki Türklerin Haber Sitesi

Perşembe, 21 Ağustos 2014

ANKARA BAROSU AVUKATLARINDAN ÖZLEM AĞCA'DAN HUKUKİ BİLGİLER

Söyleşi sayfamızın bu haftaki konuğu, Ankara Barosu Avukatlarından Özlem Ağca, Fransa'daki Türklerin Haber Sitesi www.hodrimeydan.net okuyucuları için, çeşitli hukuki konuları içeren ve birden çok okuyucumuza gerektiğinde "rehber" niteliği taşıyacağını düşündüğümüz 3 farklı konu üzerine vermiş olduğu hukuki bilgileri siz değerli www.hodrimeydan.net okuyucuları için haber sitemizin söyleşi sayfasında yayınlıyoruz. Ayrıca Avukat Özlem Ağca'nın iletişim bilgilerini de verdiği bilgilere ek olarak sizlere sunuyoruz. Gerektiğinde, iletişim yoluyla gerekli bazı hukuki bilgileri de bizzat Avukat Özlem Ağca'dan öğrenebilirsiniz.Ankara Barosu Avukatlarından Özlem Ağca sizlerle

 ÇİFTLER ARASINDA ANLAŞMALI OLARAK BOŞANMANIN KOŞULLARI !

Ülkemizde genellikle anlaşmalı boşanmaya karar veren çiftler, bir hukukçu yardımı almadan arzuhalcilere yazdırdıkları veya internetten buldukları dilekçeler ve boşanma protokolleri ile boşanmaya çalışmaktadırlar.

Batılı ülkelerde bu işler asla tesadüfe bırakılmaz.

Mutlak suretle bu gibi hukuki işler bir uzman tarafından yürütülür.

Biz hukukçuların önemle üzerinde durduğu bir şey var; dilekçe ve protokol her şey değildir.

Benim önerim dilekçe ve boşanma protokolünüzü bir avukata hazırlatmanızdır.

Aksi takdirde beklenmedik sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

Bir örnek vermek gerekirse; diyelim ki, müşterek çocuğunuz var.

Bu çocuğun velayetini annede bıraktınız.

Ve anne kendisi için yoksulluk nafakası, çocuk için de iştirak nafakası istemedi.

Anne kendisi için bir daha zaman yoksulluk nafakası isteyemez.

Anlaşmalı Boşanmanın Şartları.

Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için Türk Medeni Kanunu’nda belirtilmiş olan şartların varlığı aranmaktadır.

Bu şartlar;

1-)Anlaşmalı boşanma istemiyle dava açılabilmesi için tarafların evlilikleri en az 1 yıl sürmüş olmalıdır.

2-)Anlaşmalı boşanmak isteyen taraflar evlilik birliğini sona erdirmek için her konuda mutabık kalmalıdır.

Diğer bir deyişle, taraflar mal paylaşımı, nafaka, tazminat ve çocuğun velayeti gibi hususlarda ortak karara varmış olmalıdır.

Ortak karara bağlanmış olan bu hususların, açık bir biçimde protokolde de yer alması mahkeme nezdinde fayda sağlayacağı unutulmamalıdır.

3-)Anlaşmalı boşanma davası taraflarının duruşma gününde mahkeme huzurunda hazır bulunması şarttır.

Zira hâkim protokolde mutabık kalan tarafların iradelerini duruşma esnasında da beyan etmelerini isteyecektir.

Taraflardan birinin dahi duruşma gün ve saatinde mahkemede hazır bulunmaması durumunda anlaşmalı boşanma davası karara bağlanamayacaktır.

Bu şartlara uyulmadığı takdirde davanın reddine karar verilir veya dava çekişmeli boşanma davasına dönüşür.BOŞANMALARDA EN ÖNEMLİ OLAN İŞTİRAK NAFAKASIDIR. NEDİR İŞTİRAK NAFAKASI ?

Artan boşanmalarla birlikte işlenmesi gereken konulardan biri de 'İştirak Nafakası'dır.
İştirak Nafakası nedir? 
Kısaca özetleyelim:
Mahkeme tarafından velayet kendisine verilmeyen eşin; çocuğun eğitim ve bakım giderlerini katılma gücü oranında karşılaması için hükmedilen nafaka türüne iştirak nafakası denir.
Mahkeme iştirak nafakası hakkında karar verirken dikkate aldığı bazı hususlar vardır.
Çocuğun gıda, giyecek, barınma, sağlık, eğitim, harçlık, ulaşım giderleri gibi ihtiyaçları dikkate alınarak iştirak nafakasına hükmedilir.

Boşanma davası açıldığı andan itibaren önce tedbir nafakası adı altında nafaka talep edilir sonra bu velayetin taraflardan birine verilmesiyle iştirak nafakasına dönüşür.


İştirak Nafakası velayetin fiilen kullanılmasına bağlı bir haktır.
Yani; velayet kendisinde olan değilde, karşı taraf çocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan, velayetin nezi davası açmak zorunda olmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir.


Mahkemenin iştirak nafakası hakkında karar verebilmesi için eşlerden birinin talep etmesine gerek yoktur. 
Mahkeme bu konuyu talep olmasa bile kendiliğinden değerlendirir.
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin geçimine ilişkin geçici önlemleri istek bulunmasa bile kendiliğinden alır.


Tedbir nafakası isteminden feragat eden daha sonra tedbir nafakasına ihtiyacı bulunduğundan bahisle tedbir nafakası takdir edilmesini istemişse, muhtaç olduğu anlaşılmışsa, feragat tarihinden değil yeni istek tarihinden itibaren tedbir nafakasına karar verilir.


Boşanma ile yoksul duruma düşeceğini ispatlayan tarafa yoksulluk nafakası da bağlanabilir.


Nafaka her ay peşin olarak ödenir. 
Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

Lehine nafaka hükmedilen eş, ileride ekonomik şartlarının değiştiğini, ödenen nafakanın içinde bulunduğu ekonomik şartlar nedeniyle geçimini sağlamaya, ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini ileri sürerek nafakanın artırılması davası açabilir.

Av.Özlem Ağca.  Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

TÜRKİYE'DE EMEKLİLİK İÇİN YURT DIŞI BOÇLANMADA BİLİNMESİ GEREKEN NOKTALAR

Yurt Dışı Borçlanmada Bilinmesi Gereken Noktalar.

-Vatandaş çoğunlukla emeklilik ile borçlanmayı karıştırıyor.
Yurtdışı borçlanma işlemi ayrı, emeklilik ayrıdır.
Borçlanmayı her zaman yapabilirsiniz ama borçlanma ile emekli olabilmek için yurda kesin dönüş şarttır.
Kesin dönüş ise eşyalarını kamyona yükle Türkiye’ye gel demek değildir.
1.Yurtdışında çalışmamak
2.Yurtdışından işsizlik parası almamak
3.Yurtdışında ikamete dayalı sosyal yardım almamak demektir.

-Çok fazla rastlanmasa da bazı durumlarda vatandaş yatırdığı parayı geri çekmek istiyor.
Peki bu mümkün müdür?
Yurtdışı borçlanması yapanlar, bankadan veya PTT’den emekli aylıklarını çekmemek şartıyla diledikleri zaman ödedikleri paralarını da her zaman geri isteyebilirler ve para kendilerine geri ödenir.

-Kafa karıştıran sorulardan biri ise, ‘hangi şartlarda BAĞKUR’lu, hangi şartlarda SSK’lı olabiliyorum?’
Sözde sadece SGK var ama altında eskiden olduğu gibi SSK (4/A), Bağ-Kur (4/B) ve Emekli Sandığı (4/C) ayrımı aynen devam ediyor.Gurbetçilerimizin Türkiye’de hiç sosyal güvenliğe tabi çalışması olmayanların borçlanacağı sürelere 4/B’ye yani Bağ-Kur’a sayılır. 

Türkiye’de çalışmaları olanlar için ise en son hangisi ise oraya sayılır. 

Bu sebeple Bağ-Kur’dan kurtulmak isteyenler önce birkaç gün SSK’lı çalışsınlar sonra yurtdışı borçlanması yapsınlar.
Öte yandan, SSK çalışmaları mutlaka Türkiye’de bulundukları sürelerde olsun zira pasaport giriş çıkış kayıtlarına göre Türkiye’de olduğu belli olmayanların SSK çalışmaları daha sonra SGK tarafından iptal edilir.

-Yurtdışında ikamet edip de çalışma hayayı içerisinde bulunmayan kadınlarımızda pekala borçlanabilirler.
Erkekler sadece yurtdışında geçen çalışma süreleri ile çalışma sürelerinin aralarındaki birer yıllık boş geçen işsizlik sürelerini borçlanabilirler.
Hangi ülke olursa olsun fark etmez, kadınlarımız ise yurtdışında ikamet ederek geçirdikleri süreleri borçlanabilirler ve Türkiye’den borçlanma yoluyla emekli olabilirler.
Öte yandan kadınlar isterse çalışma süreleri ile çalışma sürelerinin aralarındaki birer yıllık boş geçen süreleri de borçlanabilirler.
Borçlanılacak süreler de yaş konusunda ise 18 yaş kuralı vardır. İster çalışma olsun ister ikamet 18 yaşından sonraki süreler borçlanılır.

Av.Özlem Ağca.  Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

EV VE İŞYERİ SATIN ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ ? ( AYIPLI KONUT NEDİR  ? )

Günümüz insanının en büyük iki hayali var: Çocuğunu iyi bir üniversitede okutmak ve ev sahibi olmak.

Sıkıntılar içerisinde, belkide temel ihtiyaçlarından kısarak bir ev sahibi olma gayretinde olan insanların müteahhit veya emlakçılar tarafından kandırılması veya dolandırılması içler acısı bir durum.

Maalesef bu gibi olaylardan ötürü mağdur sayısının arttığını gözlemlemekteyiz.

Bu konuyla alakalı bana gelen müvekkillerimin sayısında da bir artış var.

Bugün köşemde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4. Maddesin de yer alan 'Ayıplı Konut' kavramını işleyeceğim.

Ayıplı Konut nedir?:

"Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan yada tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal "olarak kabul edilmektedir.Kanunun tanımı dikkate alındığında; satın alınan konuttaki "ayıp" oldukça geniş bir içerik taşımaktadır.

Bu nedenle, konuttaki ayıbın ne olduğu her somut durumda ayrıca dikkate alınmalıdır.

İmar düzenlemelerine aykırı imal edilmiş veya iskan ruhsatı bulunmayan bir konutun satın alınması halinde; konutta "hukuki ayıp" var kabul edilmelidir.

Önemli bir nokta ise, vatandaşın çoğunlukla 'ayıplı konut' ile 'eksik iş' kavramlarını karıştırması.

Bu durumu karıştırmamak gerek, yoksa yanlış bir hukuki değerlendirme de bulunmuş oluruz.

Kanunun 4. Maddesi ayıplı konut alan kişiye birçok hak tanımaktadır.

Kanunun size tanımış olduğu hakların bilincinde olun ve mutlaka haklarınızı koruyun.

Kanunun 4 nci maddesi, ayıplı konut satın alan kişiye,

 

1) Bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme,

 

2) Konutun ayıpsız misliyle değiştirilmesi,

  

3) Konuta ödenen paradan ayıp oranında bedel indirimi,

 

4) Ayıpların ücretsiz onarımını isteme hakkı tanımaktadır.

 

Yalnız burada dikkat edilmesi gereken nokta ise, ayıplı konut satın alan kişi, yukarıda belirtilen 4 haktan yalnızca birisini seçim hakkına sahiptir.

Belirtilen 4 hakkın aynı anda ve birlikte kullanılması mümkün değildir.

 

Not: Ayıplı Konut Teslimi Halinde 30 Günlük Süre İçerisinde Ayıp İhbarında Bulunulması Zorunludur.


Avukat Özlem Ağca.  Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.